
Son birkaç aydır Türkiye’nin gündemini fazlasıyla ve hakkıyla meşgul eden en önemli konu Cumhurbaşkanlığı seçimi. Seçim yapılana kadar da bu önemini gün geçtikçe arttıracak ve bir okdarda sancılı geçecek bir süreç önümüzde bizleri, Türkiye’yi bekliyor. Bu konu hakkında herkesin söyleyecek sözleri vardır mutlaka benim olduğu gibi ancak ben azda olsa bu konu hakkında hukuki bilgilere dayanarak bu kurumun önemini biraz belirtmek istiyorum…
Öncelikle Cumhurbaşkanlıgı adaylığına gerekli koşullara sahip olan her Türk vatandaşı gösterilebilir. Bu konu hakkında yersiz yere yapılan tartışmaları göz ardı etmek istiyorum. Özelliklede Cumhurbaşkanlıgının kuvvetli adaylarından bir olabilecek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında bu tip görüşler ve fikirler oldukça yaygın. Ancak kendisinin gerekli koşulları yerine getirmesi durumunda aday olmaması için herhangi bir sebep yada engel bulunmuyor…
Cumhurbaşkanı bilindiği üzere TBMM den gelen kanunların son olarak gözden geçirilen ve onaylanıp onaylanmayacagına yani yürürlüğe girip girmeyeceğine karar verilen merci. Bu özelliği tekbaşına onu Türkiye’nin en önemli makamı yapması için yeterli bir özellik. Tabiki bu özellik onaylamama konusunda mutlak bir yetki vermiyor Cumhurbaşkanına. Burada önemli olan nokta Cumhurbaşkanı önüne gelen bir yasayı onaylarsa belilrtilen tarihte yürürlüğe girer ve hüküm ve sonuç doğurmaya başlar. Ancak aksi bir durum sözkonusu olursa yani Cumhurbaşkanı önüne gelen bir yasayı onaylamaz ve meclise geri gönderirse meclis bu yasa hakkında ısrar ederek hiçbir değişiklik yapmadan tekrar geri gönderdiğinde Cumhurbaşkanının bu yasayı onaylamama gibi bir özgürlüğü bulunmamaktadır. Burada Cumhurbaşkanının bu özelliği sayesinde çıkarılan yani bizlere, vatandaşlara karşı uygulanacak olan kanunların tekrar gözden geçirilmesinin sağlanması ve daha verimli kanunların çıkarılması için oldukça yararlı bir durum teşkil eder. Kısacası Cumhurbaşkanı hükümete, meclise yani bizlerin bizi yönetmek için seçtiğimiz kişilere tekrar düşünme fırsatı tanıması yada tekrar düşünün! demesi çok ama çok önemlidir.Buraya kadar olanlar gayet normal ve olması gereken şekilde işlediği taktirde çok güzelce tasarlanmış bir yöntem olarak gözeçarpıyor….
Fakat şimdi bir başka şekilde bakalım bu olaya. Bir düşünün TBMM’den gelen bütün yasaların hemen onaylanarak yürürlüğe girdiğini. Yani hiç meclise, bu yasa hakkında tekrar düşünün denilmeden! yada burada bir hata var bunu düzeltin denmeden geri gönderilmediğini. Aslında bakarsanız çok hızlı işleyen bir bürokrasi olur diyebiliriz. Fakar TBMM den gelen yasanın biz vatandaşlara uygulandıgını ve bu yasaların bizim yaşama şeklimizi belirlediğini hesaba katarsak bir 2. hatta bir 3. denetimin mutlaka olması gerektiğini düşünüyorum. Meclis içindeki seçilmiş insanlarla aynı düşünce yapısına sahip onlarla beraber siyasete atılmış onlarla beraber siyaset yapmış bir insanın, sizce aynı ideoloji ve düşünce yapısına sahip insanların gönderdileri yasaları onaylaması kuvvetle muhtemel bir ihtimal değilmidir. Geçmiste sayın ÖZAL’ın yaptıkları gibi. Bana soracak olursanın kuvvetle muhtemel değil kesin bir gerçekliktir bu!!! Bunun için çok önemli ve çok ama çok titizlikle koltugunda oturulması gerekn bir makam…
Bir başka durum ise Devlet Denetleme Kurulu(DDK). Devlet Denetleme Kurulu denilen organ Cumhurbaşkanlıgına bağlı olan ve kendi kendine harekete geçmeyen Cumhurbaşkanının harekete geçirdiği bir kurumdur. Bu kurum vasıtasyla Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü kamu kurum ve kurluşlarında inceleme başlatarak bir eksiklik yada bir yanlışlık varsa düzeltilmesini sağlar. Örnek olarak bir kamu kurumunda yolsuzluk yapılıyorsa yada bir kamu kurumunda kanunen olmaması gereken şeyler oluyor gerekli kılık kıyafet yönetmeliğine uyulmuyor yada gerektiği gibi görevler icra edilmiyorsa… Tespit edilenler dorultusunda Cumhurbaşkanı gerekenin 45 gün içinde yapılması için kararını Başbakanlığa gönderir.Cumhurbaşkanının kararı bağlayıcıdır. Aslına bakarsanız DDK Cumhurbaşkanının devlet kurumları üzerindeki önemli kontrol organlarından biridir.Anlaşılacağı üzere DDK çok önemli ve stratejik kurumlarımızdan birisidir…
Tekrar birbaşka açıdan bakalım olaya. Bir düşünelim TBMM tarafından seçilen yani kendini seçen insanların düşüncelerini, görüşlerini paylaşan ve bu kişilerden kimisinin bakan (Türkiye idaresindeki en yüksek hiyerarşik idari amirler) oldugu ve bu kişilere bağlı olan devlet kurumlarının olduğunu, aynı zamanda bu kişler arasında hükümetin başı sıfatıyla Devlet Denetleme Kurulu’nun raporu üzerine Cumhurbaşkanının Başbakana gereğinin yapılmasını isteyeceği bir Başbakan oldugunu düşünelim. Sizce hangi Cumhurbaşkanın kendi partisinin kabinesindeki bakanlığa yada bakanlık kurumlarına yönelik bir inceleme başlatır yada hangi Başbakana gereğini yap der????
Benim burda dile getirmek istediğim sadece kendi içime yaşadığım kaygılar yada kafamdan uydurdugum olayar değil aksine olması kuvvetle muhtemel olaylar olarak gördüğüm olaylardır.Nacizhane düşüncelerimdir…
Siz Ne Düşünüyorsunuz?
Halk seçseydi birşey değişirmiydi?
Sizce bu kişi şimdiki Başbakan olursa ne olur?
Süleyman Demirel’in bir sözü var “Cumhurbaşkanlığı makamı hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının red edemeyeceği bir tekliftir”.
Aslan Atilla Kurtbaş
Bu Yazıyı Paylaşın
Son Yorumlar