Archive for the 'Atilla'dan' Category

Anlatılanlar Kendilerini Bilir. D & O

Dost

Bazı şarkılar vardır severek dinlediğimiz bazı şarkılar vardır kendimizi anlattığına inandığımız bazılarıda bizleri anlatır. İşte sözleri aşağıda yazılı olan Sagopa Kajmer - Bir Kulaç Daha Atsam Karadayım ‘da bizleri anlatır.ANLATILANLAR KENDİLERİN BİLİR… E & O

Kalk ve beni dinle, sana güç veririm, kafanla dalaştığında sana yardım edebilirim, beni bilirsin ta 30’luk 3 tanımlı: pis sakallı, donuk bakışlı, iklimi az ılıman çoğu yağışlı yaşar fani yazlı-kışlı.

Onların şahidi görür gözlü benimkisi amaydı. Unutmadıklarımın hepsi güzel birer simaydı.

Sen kendinle çatışmadayken, savaş verirken sago oradaydı, taşla kafan çarpıştığında ya da kafan taşa yaslandığında anlarsın ki; kötü gider, iyi gelir.

Zaman sofrandaki en lezzetli mühim yemek, azaldıkça aç kalmanın korkusuyla kuruyacaksın, bu sebeple yaşlanacaksın, çünkü sen de baştan olmak üzere sonlanacaksın, trilyon da olsa
harcanacaksın.

Savaşı kes barışacaksın! Kendinle aynalarında birebir anlaşacaksın.

Nakarat

Bir kulaç daha atsam karadayım, ben hiç böyle bir denize dalmadım üzerimde pantolonum artı ayakkabılarım, ha gayret!

Bir sene fırtına, üzerimde dolunay, gün yüzü asmış, dalgalar boyum aşmış, nefesime gücü bahşet mevla. Bir kulaç daha atsam olur evvel Allah.

2. Bölüm

Benim bahsettiğim o derinlik hiçbir denizde yok, benim yumruklarımın için boş, korkma yakmaz canını.

Allah seni ensen gibi dümdüz etmeden geri dön hemen, dünya kızına aşık olmak seni delirtir.

Bu kız izdivaç için ne kötü bir cariyedir. Ecel aramaz enseler.

Yerine gelmez sarsılan güvenler, içine düştüğüm masalsı serüvenlerdir gamzelerime ab-ı hayatta can verenler.

Yüzmekten yorulduğum bu en derin denizdir boğulduğum, 4 lüklerim kulacı atar, benim benim!…

Dipte vurgunum, moralsizim solgunum, yine de kendimi teskin edebilecek bir seviye olgunum.

Pişmanlı asla kaçamayacağın bir canavar. Elleri bazen öldürür, bazen sertçe yakalar. Bil ki:
Sagopa cesaretinin bir kısmını zulada saklar, yanan ışıklarımı kaplayacak kadar karanlığım var.

Aslan Atilla Kurtbaş

Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil…

gozdebayrak.jpg

Kızdırma Türkü gözü olur kırmızı,daha yakından bakarsan görürsün ay yıldızı.

kangolu.jpg

 

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
“Bu, taşındır” diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana…

Türk Topraklarında racon kesilmesi gerekiyorsa o raconu TÜRK ASKERİNDEN sonra ancak AZRAİL keser. İkisinin kestiği racon da aynıdır… Varsın nereden gelsin diyen varsa sonum, buyursun gelsin ki öğrensin nedir sonum! Zannedermisin ki yattığın yerde de rahat bırakırlar seni, göğsünü siper etmiş ŞEHİTLERİM. Bilesin ki yatacak yerin yoktur benim cihanımda Sulh olmadıkça!!!

 

Aslan Atilla Kurtbaş

bonus reward casino 770telechargement gratuites casinojeux casino comcasinos video pokergamme com jeujeu de carte casinojeux de roulette russewww yachting casino comjack black moviesbaccarat frbaccarat en lignejouez au casinojeux de cartes casinonet jeujeux casino sur internetmeilleur casino en lignepoker video gamejeux pc casinojouer à la roulette onlinegrand jeu casinocodes bonus casino770casino en lignesbonus reward casino770jeux d casinoroulette anglaise jeuxmachine casino gratuitesplay free kenojeu casino en lignecasino en ligne gratuites ,casino en ligne avec bonus gratuites ,jeux de casino en ligne gratuitesjeu casino machine a sousles jeux de casinobonus gratuites de casinocasino 1 heure gratuitesand black jackslot machine gratuitesdownload slot machinecasino bonus de bienvenusbonus sans depot des casinojeux slots en ligne gratismighty slots casinoreponse casino on nettop casino en ligneannuaire casino en lignebaccarat roomjeux casino machine a sousgamme net jeujeu de poker texasomaha holdemtelecharger poker francaisregles poker casino

Tsk Medya Raporu Aslında Mesele Daha Derin…

Tsk nın medya raporu hakkında söylenmesi gereken yada normal bir açıdan bakıldığın söylenecek olan bir hukukçu gözüyle “evet bu tür bir değerlendirme basın özgürlüğüne yada haber alma özgürlüğüne aykırıdır veya sıkıntılar getirir” diyebiliriz.

Fakat bu açıdan değilde olayı biraz daha derin düşünürsek bu ülkede basın özgürlüğünün olması gerektiğini savundugumız bir ülkede Danıştay üyeleri verdikleri hukuki bir karar için öldürüldü; Neden çünkü basın özgürlüğü kisvesi altında hedef gösterildikleri için. Şimdi bu durumda yüksek yargı organlarının hakimlerinin öldürülmesine ne cevap verecekler merak ediyorum basın özgürlügüne aykırımı yoksa değilmi diye tartışan kesimler. Bizim ülkemizde “bence” basın özgürlüğü olması için rejim tehdidinin ortadan kalkması gerekir.
Diyoruz ki “demokratik bir ülkeyiz” . Tamam anayasada yazdığı şekilde demokratik bir hukuk devletiyiz ancak bundan 1 gün önce kadınlar günü hakkında yapılan tartışmalarda kadınların ezilmesinden erkeklerin üste çıkmasından bahsederek demokrasinin olması gerektiğine dem vuruyoruz. Öncelikle biz kendi aramızda insanlar birbirlerine saygı duydukları muddetçe fikirlerini desteklemeselerde karşı çıksalarda karşısındaki insana saygı gösterdikçe demokrasinin tohumları atılmış olur. Ardından bu insanların oluşturdukları topluluklar cemaatler yada içlerinden çıkartacakları siyasetçiler demokratik olmak zorunda kalacaklar. Bunun ardından ülkeyi yönetenler yönetilenlere karşı demoktatik davranmış olacaklar yada olmak zorunda kalacaklar. Bunların akabinde TSK ne ülke içi karışıklıklarla uğraşacak nede siyasetçilerle onlarda ister istemez DEMOKTATİK OLAN BİR TOPLUMDA DEMOKTATİK davranacaklar yada davranmak zorunda kalacaklar.

Bizim basın özgürlüğü diye nitelendirmeye çalıştığımız şeyin altında aslında demokratik bir toplumda olması gereken fakat olmadıgı için rahatsızlık yaratan olgular var.

Ancak şu koşullar altında yani hepimizin bildiği ülke içindeki rahatsiz edici ortam yüzünden bizim yaşayanların, siyasetcilerin bukadar çok kutuplaşması yüzünden bir türlü bir araya gelemediğimiz için kendi kendimize uyum sağlayamadığımız için TSK’nın bu tür uygulamalarını yadırgama pek yersiz olacak. Biz kendimize bakarsak yanlışı daha net görebiliriz.

Aslan Atilla Kurtbaş

Cumhurbaşkanlığı…


Son birkaç aydır Türkiye’nin gündemini fazlasıyla ve hakkıyla meşgul eden en önemli konu Cumhurbaşkanlığı seçimi. Seçim yapılana kadar da bu önemini gün geçtikçe arttıracak ve bir okdarda sancılı geçecek bir süreç önümüzde bizleri, Türkiye’yi bekliyor. Bu konu hakkında herkesin söyleyecek sözleri vardır mutlaka benim olduğu gibi ancak ben azda olsa bu konu hakkında hukuki bilgilere dayanarak bu kurumun önemini biraz belirtmek istiyorum…

Öncelikle Cumhurbaşkanlıgı adaylığına gerekli koşullara sahip olan her Türk vatandaşı gösterilebilir. Bu konu hakkında yersiz yere yapılan tartışmaları göz ardı etmek istiyorum. Özelliklede Cumhurbaşkanlıgının kuvvetli adaylarından bir olabilecek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında bu tip görüşler ve fikirler oldukça yaygın. Ancak kendisinin gerekli koşulları yerine getirmesi durumunda aday olmaması için herhangi bir sebep yada engel bulunmuyor…

Cumhurbaşkanı bilindiği üzere TBMM den gelen kanunların son olarak gözden geçirilen ve onaylanıp onaylanmayacagına yani yürürlüğe girip girmeyeceğine karar verilen merci. Bu özelliği tekbaşına onu Türkiye’nin en önemli makamı yapması için yeterli bir özellik. Tabiki bu özellik onaylamama konusunda mutlak bir yetki vermiyor Cumhurbaşkanına. Burada önemli olan nokta Cumhurbaşkanı önüne gelen bir yasayı onaylarsa belilrtilen tarihte yürürlüğe girer ve hüküm ve sonuç doğurmaya başlar. Ancak aksi bir durum sözkonusu olursa yani Cumhurbaşkanı önüne gelen bir yasayı onaylamaz ve meclise geri gönderirse meclis bu yasa hakkında ısrar ederek hiçbir değişiklik yapmadan tekrar geri gönderdiğinde Cumhurbaşkanının bu yasayı onaylamama gibi bir özgürlüğü bulunmamaktadır. Burada Cumhurbaşkanının bu özelliği sayesinde çıkarılan yani bizlere, vatandaşlara karşı uygulanacak olan kanunların tekrar gözden geçirilmesinin sağlanması ve daha verimli kanunların çıkarılması için oldukça yararlı bir durum teşkil eder. Kısacası Cumhurbaşkanı hükümete, meclise yani bizlerin bizi yönetmek için seçtiğimiz kişilere tekrar düşünme fırsatı tanıması yada tekrar düşünün! demesi çok ama çok önemlidir.Buraya kadar olanlar gayet normal ve olması gereken şekilde işlediği taktirde çok güzelce tasarlanmış bir yöntem olarak gözeçarpıyor….

Fakat şimdi bir başka şekilde bakalım bu olaya. Bir düşünün TBMM’den gelen bütün yasaların hemen onaylanarak yürürlüğe girdiğini. Yani hiç meclise, bu yasa hakkında tekrar düşünün denilmeden! yada burada bir hata var bunu düzeltin denmeden geri gönderilmediğini. Aslında bakarsanız çok hızlı işleyen bir bürokrasi olur diyebiliriz. Fakar TBMM den gelen yasanın biz vatandaşlara uygulandıgını ve bu yasaların bizim yaşama şeklimizi belirlediğini hesaba katarsak bir 2. hatta bir 3. denetimin mutlaka olması gerektiğini düşünüyorum. Meclis içindeki seçilmiş insanlarla aynı düşünce yapısına sahip onlarla beraber siyasete atılmış onlarla beraber siyaset yapmış bir insanın, sizce aynı ideoloji ve düşünce yapısına sahip insanların gönderdileri yasaları onaylaması kuvvetle muhtemel bir ihtimal değilmidir. Geçmiste sayın ÖZAL’ın yaptıkları gibi. Bana soracak olursanın kuvvetle muhtemel değil kesin bir gerçekliktir bu!!! Bunun için çok önemli ve çok ama çok titizlikle koltugunda oturulması gerekn bir makam…

Bir başka durum ise Devlet Denetleme Kurulu(DDK). Devlet Denetleme Kurulu denilen organ Cumhurbaşkanlıgına bağlı olan ve kendi kendine harekete geçmeyen Cumhurbaşkanının harekete geçirdiği bir kurumdur. Bu kurum vasıtasyla Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü kamu kurum ve kurluşlarında inceleme başlatarak bir eksiklik yada bir yanlışlık varsa düzeltilmesini sağlar. Örnek olarak bir kamu kurumunda yolsuzluk yapılıyorsa yada bir kamu kurumunda kanunen olmaması gereken şeyler oluyor gerekli kılık kıyafet yönetmeliğine uyulmuyor yada gerektiği gibi görevler icra edilmiyorsa… Tespit edilenler dorultusunda Cumhurbaşkanı gerekenin 45 gün içinde yapılması için kararını Başbakanlığa gönderir.Cumhurbaşkanının kararı bağlayıcıdır. Aslına bakarsanız DDK Cumhurbaşkanının devlet kurumları üzerindeki önemli kontrol organlarından biridir.Anlaşılacağı üzere DDK çok önemli ve stratejik kurumlarımızdan birisidir…

Tekrar birbaşka açıdan bakalım olaya. Bir düşünelim TBMM tarafından seçilen yani kendini seçen insanların düşüncelerini, görüşlerini paylaşan ve bu kişilerden kimisinin bakan (Türkiye idaresindeki en yüksek hiyerarşik idari amirler) oldugu ve bu kişilere bağlı olan devlet kurumlarının olduğunu, aynı zamanda bu kişler arasında hükümetin başı sıfatıyla Devlet Denetleme Kurulu’nun raporu üzerine Cumhurbaşkanının Başbakana gereğinin yapılmasını isteyeceği bir Başbakan oldugunu düşünelim. Sizce hangi Cumhurbaşkanın kendi partisinin kabinesindeki bakanlığa yada bakanlık kurumlarına yönelik bir inceleme başlatır yada hangi Başbakana gereğini yap der????

Benim burda dile getirmek istediğim sadece kendi içime yaşadığım kaygılar yada kafamdan uydurdugum olayar değil aksine olması kuvvetle muhtemel olaylar olarak gördüğüm olaylardır.Nacizhane düşüncelerimdir…

Siz Ne Düşünüyorsunuz?

Halk seçseydi birşey değişirmiydi?

Sizce bu kişi şimdiki Başbakan olursa ne olur?

Süleyman Demirel’in bir sözü var “Cumhurbaşkanlığı makamı hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının red edemeyeceği bir tekliftir”.

Aslan Atilla Kurtbaş

KKTC Havayolları REZ…!!!!!

evet gelelim fasülyenin faydalarına. neymiş ne olmuş kısa kısa bahsedeyim birazcık. Şimdi bugun itibariyle (24.şubat.2007) saat 19:00 da binbir zorluklar geldiğim, valizlerimi taşırken merdivenlerden yuvarlanma tehlikesi geçirdiğim İstanbul Atatürk Havalimandayım. Ne için “KKTC HAVAYOLLARI” nın saat 21:30 uçağına binmek için beklemekteyken, birde danışmadan ne örğreneyim bizim uçak saat 00:45 e alınmış ve bize hiç bir “KKTC HAVAYOLLARI” YETKİLİSİ haber vermemiş. Eee tabi olayın içinde alfebemizdeki bu güzide haflerin birleşimi olan KKTC ibaresi girdiği zaman işlerin nezaman doğru gittiğini sormaktan kendimi alamıyorum.

Bu nasıl bir rezalet yada nasıl bir kepazelik gibi cümleler kullanmaycağım en azından siznde bunun nasıl bir şey oldugunu bildiğinizi düşünüyorum… Belkide aynı uçakta olan arkadaşlarımda bu yazıyı okuyacak :( sizlerin acısını bende paylaşıyorum :D … İçimden okadar güzel cümleler kurarak bu olayı sizlere aktarmak istiyorum fakat ne yazık ki terbiyem ve ahlakım müsade etmiyor diyemeyeceğim. Bu konuda söylenecek söz bulamıyorum okadar…

herneyse herzamanki gibi kktc sayesinde yine rezil kepaze olan gene biz… gene türk gençleri…(neden kktc vatandaşlarıda bu uçakta gitmiyormu diye düşünebilirsiniz ancak bizim bu zamanda yani öğrencilerin bukadar yoğun uçuş yaptıgı zamanlarda (ki doğal olarak T.C vatandaşları daha fazla oluyor bu zamanlarda uçaklarda) bu olayların vuku bulması benim kafamın bir köşesinde acaba bu olaylarda KASIT MI VAR? sorusunu aklıma getirmiyor değil….. :P


Google Arama

Google

Resim ve Video Galerisi


Kapat
E-posta ile paylaş